İzmir’in simgesi Palombo Ticaret, 96 yıldır tarihe tanıklık ediyor
Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın restorasyonu sonrasında büyük ilgi gören Abacıoğlu Hanı içinde yer alan ve 1930 yılında gıda toptancısı olarak başlayan yolculuğunu kefal balığı yumurtası (bottarga) ve tarama satarak sürdüren Palombo Ticaret, tarihe tanıklık etmeyi sürdürüyor. Tarihe saygı ödülü de verilen işletmenin 82 yaşındaki İzmirli işletmecisi Rafael Palombo, var olmaya devam edeceklerini ve bir süre sonra bayrağı kızına devredeceğini söyledi.

İzmir’deki geçmişi 500 yıla dayanan Seferad Yahudisi bir ailenin çocuğu olan 82 yaşındaki Rafael Palombo, babası Binyamin Palombo’nun 1930 yılında Kemeraltı Çarşısı’nda kurduğu işletmeyi ayakta tutmayı sürdürüyor. 1964 yılına kadar gıda toptancısı olarak sürdürdükleri faaliyetlerini, o zamandan beri sadece kefal yumurtası ve tarama satarak devam ettiren Palombo, en çok çocukluk ve gençlik yıllarındaki Kemeraltı’yı özlediğini anlattı. Esnafın komşuluk ilişkilerinin eski yıllarda daha iyi olduğunu ifade etti. Gastronomi tutkunlarının uğrak yeri olan işletmelerinin gördüğü ilgiden memnun olduğunu belirten Rafael Palombo, İzmir’de yaşamaktan da büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
LEZZET KAYBOLMASIN DİYE YAPIYORUM
Mumlu halde sattığı kefal yumurtası ile tarama için kullandığı sazan balığı yumurtasını uzun yıllardır dalyanlarda faaliyet gösteren tedarikçilerden aldığını anlatan Palombo, “Tarama unutulmaya yüz tutmuş bir sefarad lezzeti. Çünkü yapmak biraz beceri istiyor. Kimse de uğraşmıyor, yeni nesil bu lezzetleri yapmıyor. Sırf lezzet kaybolmasın diye uğraşıp, yapıyorum” diye konuştu.
ÇOK GÜZEL BİR KOMŞULUK VARDI
Çocukluk yıllarının Mithatpaşa Caddesi Mektupçu Durağı civarında geçtiğini belirten Palombo, şöyle konuştu: “Konak ile şimdiki Adnan Saygun Sanat Merkezi arasında tramvay işlerdi. Toplamda kara tarafında 50, deniz tarafında ortalama 50 ev vardı. Hepsi cumbalı tarihi evlerdi. Herkese neredeyse birbirini tanırdı. Biz kara tarafında olmamıza rağmen deniz tarafındaki komşularımızın evinden geçerek denize girerdik. Düşünün çocukluğumuzda denize giriyorsunuz, ıslak ayaklarla çıkıyorsunuz, kadıncağızın evinden çıkıp kendi evinize gidiyorsunuz. Şimdi, yeni nesil kendi çocuğuna bunu yaptırmaz. Komşu da tahammül etmez. Öyle güzel bir komşuluk vardı. İlkokulu Asansör’de Yahudi İlkokulu vardı. Orada okudum. Ortaokuldan itibaren ise Ticaret Lisesi’ne gittim. Ticaret Lisesi o zaman İzmir'in en revaçta okuluydu. Bütün okullara normal girilirken, oranın orta kısmına imtihanla girilirdi. O kadar büyük bir talep vardı. O zaman şimdiki Swissotel’in bulunduğu alan fuar bahçesi olarak geçiyordu. Otel yoktu, evlendirme dairesi vardı. Okul olarak sporumuzu orada yapardık. Bahsettiğim 1956,57 seneleri..”
BABAMI 11 YAŞINDA KAYBETTİM
Ticaret Lisesi sonrasında ağabeyi ile birlikte babasının işini devam ettirmek zorunda kaldıklarını, babasını 11 yaşında kaybettiğini belirten Palombo, sözlerine şöyle devam etti:
“Ticaret Lisesi’nde iken yarım gün okula, yarım gün çarşıya gelirdim. Babamı çok erken yaşta kaybettiğim için ağabeyimle işleri devam ettirmek zorundaydık. Eskiden babanızın bir işi ve dükkanı olması büyük bir nimetti. Çünkü, her babanın kendi işi yoktu. Çoğu insan başkalarının yanında çalışırdı. Biz şanslıydık. Önceleri kuru meyveciydik. Badem, ceviz, fındık. Bunların çiğini satardık kavuruculara. Bir de komisyon işi yapardık. Üzüm, pamuk gibi değişik emtialarda. Onun yanında balık yumurtası yapardık. Sonra, hanın şekli değişti. Buraya vasıta girmemeye başladı. Malı götürmek, getirmek zor oldu. O işleri bıraktık. 1964 yılından bu yana sadece balık yumurtası işine devam ediyoruz. Benden sonra da eğitimci olan ve kısa bir süre önce emekli olan kızım işimizi devam ettirecek.”
İZMİRLİ OLDUĞUMUZ İÇİN ÇOK ŞANSLIYIZ
İzmirli olmaktan ve İzmir’de yaşamaktan büyük mutluluk duyduğunu ve kendisini şanslı gördüğünü belirten Rafael Palombo, sözlerini şöyle tamamladı: “İzmir’de yaşadığımız için dünyanın en şanslı insanları arasında olabiliriz. Ulaşımı kolay, havası güzel, kışı gayet ılıman geçen, böyle çok soğuklarla boğuşmadığımız Akdeniz iklimine sahip bir yerdeyiz. Bir de çok kültürlü bir şehir. Tabii mozaik bir kültür var. Her kültürden insan modern şekilde yaşamını sürdürüyor. Ayrıca Atatürkçü bir şehir. Onun için İzmir'de olduğum için çok mutluyum.”
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






