Erhan Gülenç Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Tugay AK Parti’ye geçişi sonrası konuştu: İzmir için ateşten gömlek giydim! Kent için iyi olacak

Haber Merkezi profil fotoğrafı
YazarHaber Merkezi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay Erdoğan’ın kendisini dikkatle dinlediğini belirterek, “Konuşmamın bitmesini bekleyen, beni o kürsüde yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki süreçte İzmir’i de yalnız bırakmayacağına eminim” dedi. “Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın” diyenTugay, AK Parti'ye geçişi ile ilgili detayları da ilk kez anlattı.

Tugay AK Parti’ye geçişi sonrası konuştu: İzmir için ateşten gömlek giydim! Kent için iyi olacak

AK Parti'ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, gerçekleştirdiği söyleşide samimi açıklamalarda bulundu. Tarihi kararın tek ve yegâne amacının sadece ve sadece İzmir'e hizmet etmek olduğunun altını çizen Tugay; samimi niyetine rağmen maruz kaldığı son derece sert eleştirilere ve kamuoyundaki yanlış anlaşılmalara açıklık getirmek amacıyla iç dünyasını paylaştı.

ANKARA DESTEĞİ ŞART

Göreve geldiğinde devraldığı İZBETON'un borç batağı, fecaat toplu iş sözleşmeleri ve atıl personel tablosuna dikkat çeken Cemil Tugay; İzmir'in en büyük tehdidi olan deprem riski ve kentsel dönüşüm için Ankara desteğinin şart olduğunu vurguladı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile görüşmesinde yaşanan kırılma anından, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye'deki bir saatlik kritik zirveye kadar tüm süreci anlatan Tugay, çok tartışılan "refik" ve "kimsesizlerin kimsesi" çıkışlarının da perde arkasını paylaştı. Rozet töreninde Erdoğan'ın yanında beklemesinden duyduğu gururu dile getiren ve "İzmir için çok iyi olacak, ateşten gömlek giydim ama doğru yaptığıma inanıyorum" diyen Cemil Tugay, AK Parti'ye geçiş kararını ve kamera arkasında yaşanan tüm gelişmeleri tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.

BAKAN KURUM İLE GÖRÜŞME ETKİLİ OLDU

- Hem siyasi dengeler hem de İzmir'in geleceği için çok önemli bir karar verdiniz. Bu kararı almanızı sağlayan kırılma anı neydi?

Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım. Benim için kırılma Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'la görüşmemizden sonra oldu. Karabağlar'da 440 hektarlık alandaki kentsel dönüşüm sorunumuzu konuşmak üzere Çevre Şehircilik Bakanlığımıza gittik, görüştük. Bu konunun ardından bana Bakan Kurum, "İzmir nasıl gidiyor? Ne yapıyorsunuz?" dedi. "Vallahi elimizden geleni yapıyoruz ama epey bir sıkıntımız var" dedim. "Bağımsız olarak mı devam edeceksin?" dedi. "Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok" diye cevap verdim. Geçmiş dönemde İzmir'e ulaşmaya çalıştıklarını ama belediye başkanları tarafından dışlandıklarını söyledi. "Biz ne zaman bir şey yapmak istesek hep bunu engelleyecek adımlar attılar. Biz de bundan mutsuzuz" dedi. Ve tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada "Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak" dedi. "Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?" dedim. O da "Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti'yle olursan daha da başarılı işler yaparsın" dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm.

VERDİĞİ TARİHİ KARARIN NEDENLERİNİ ANLATTI

-Bakan Murat Kurum ile görüşmeniz sonrasında ne düşündünüz? Aldığınız kararda o konuşma etkili oldu mu?

Sonuçta ben 4 ay bağımsız çalıştım, biliyorsunuz. Biz bu dönemde aday olurken İzmir halkına bir sürü söz verdik, birçok şey vaat ettik. İki buçuk senedir belediye başkanıyım ve bu sürede gerçekten çok çabaladım. Göreve geldiğimde iyi durumda bir belediye devralmadım. Kimseyi şikayet etmek için söylemiyorum ama herkesin gözü önünde yaşanan gerçekler var. Maddi sıkıntıları bir tarafa; gerçekten plansız, programsız, adeta kadrosuz, sorunların biriktiği bir şehir ve belediye teslim aldım. Nereye baksam bir sorun var ve insanlar sürekli şikayet ediyor. Herkes belediye hizmetlerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyor. En basitinden yol meselesi var mesela. Göreve geldiğimde İZBETON gerçekten anormal bir borç batağına saplanmıştı. Kentsel dönüşüm projelerini ellerine yüzlerine bulaştırmışlar ve sonrasında iş işten çıkılmaz bir hale gelmiş. İşte biz böyle bir başlangıç yaptık. Ancak geçen iki buçuk yıl içerisinde bütçeyi denkleştirdim, kadroyu toparladım ve belediyeyi gerçekten iyi bir hale getirdim. Ama diğer taraftan iki buçuk sene geçti, en fazla iki buçuk sene zamanımız var. Bu süre içerisinde verdiğimiz sözleri yerine getirmemiz lazım. Yani trafikle, ulaşımla ilgili konular, alt yapıyla ilgili konular var...

'YOL AYRIMINA GELDİM'

Bugün İzmir'in çok önemli noktalarında hâlen arıtma ihtiyacı var, kanalizasyon ihtiyacı var. İçme suyu şebekesinin yenilenmeye ihtiyacı var, yeni temiz su arıtma tesislerine ihtiyacımız var ve susuzluk riskine karşı bir an önce deniz suyu arıtması gibi bazı tesisleri kurmaya ihtiyacımız var. Yani bunları yapmak için hem zamanımız çok az hem deneyim açısından desteğe ihtiyacımız var hem de kaynak açısından desteğe ihtiyacımız var. Açıkçası şöyle bir yol ayrımına geldim: Dedim ki; "Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir'in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir'i benden sonraki döneme bırakacağım... Ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir'e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım." İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim.

'İZMİR İÇİN ÇOK İYİ OLACAK'

-Son tahlilde doğru bir karar verdiğinizi düşünüyor musunuz?

Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim. Bunları insanların ifadesiyle söylüyorum; gerçekten kolay bir şey değil ama doğru yaptığıma inanıyorum. Benim için en büyük kazanç güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini hissetmek oldu. Kendisi de belediye başkanlığından gelmiş bir insan. Şehirlerin durumunu, hizmet süreçlerinin hepsini çok iyi biliyor. Hep "Yatırımla, hizmetle, eserle yapmak lazım bu işleri" diyen bir insan. Ben güveniyorum ona; inanmaktan da öte, çok güveniyorum yani. O çok değerli bir şey, inanın. Sadece laf olsun diye söylemiyorum; bizzat yakından ilgileneceğini, takip edeceğini biliyorum yani. Ben de İzmir ile Ankara arasında o sağlıklı iletişimin kurulması için ne gerekiyorsa yapacağım. Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.