Özel'den Meslek Fabrikası tepkisi: İzmirliler bunu unutmasın, sandıkta hesap sorsun!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçen Meslek Fabrikası’nın polis eşliğinde tahliye edilmesine sert tepki gösterdi. Özel, süreci “şafak vakti operasyon” olarak nitelendirirken, binanın yüz binlerce kişiye meslek kazandıran bir eğitim merkezi olduğunu vurguladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İzmir’deki mülkiyet tartışmaları üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Özel, tapusu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçen Meslek Fabrikası’nın polis eşliğinde tahliye edilmesine tepki gösterdi. Özel, Meslek Fabrikası’nın yanı sıra Egemenlik Evi, Namazgah Hamamı ve Gasilhane’nin de Vakıflar’a devredilmek istendiğini öne sürerek, “Çökmeye çalışıyorlar” dedi. Meslek Fabrikası’nın durumunun “hukuka aykırı” olduğunu savunan Özel, binanın yapıldığı dönemde ilgili vakfın faal olmadığını belirtti. Sürece ilişkin yargı kararlarına da değinen Özel, önce yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, ardından bu kararın kaldırıldığını ifade etti. Özel, "İzmirlilere ve Türkiye'deki herkese bu harami zihniyetine, bu didişme zihniyetine karşı bu günleri unutmamayı hesabı sandıkta sormayı emanet ediyorum" şeklinde konuştu.
Özel şunları söyledi:
"KOOPERATİFÇİLİK SUÇ DEĞİLDİR, HİÇ OLMADI"
İzmir'de 26 tane açılış, 24 tane projenin temelini attık. Önemli bir mesele vardı İzmir'de, biliyorsunuz üç kıymetli arkadaşımız; Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya tutuklular şu anda. Ama yedeklemeden tutuklular. Niye? İlk başta o büyük İzmir operasyonu dedikleri operasyonda, 'efendim siz kooperatif kurmak yoluyla dolandırıcılığa giriştiniz'. 100'den fazla kişiyi gözaltına aldılar. Önce 104 kişiyi tutukladılar. Hızla iddianame yazıldı, 50'ye düştü, 8'e düştü, 3'e düştü ve orada şu ortaya çıktı: Arkadaşımız büyük bir özgüvenle anlattı; biz İzmir'de kentsel dönüşüme ihtiyaç var depremden sonra. Bir formül olarak müteahhit sistemini değil, çünkü müteahhit kar ediyor orada, müteahhit bedava yapar mı? Kooperatif sistemini öne alarak doğru bir model olduğunu düşündüğümüz bu yöntemle kentsel dönüşüm yapmak için kooperatifleri kurduk, kurulmasına öncülük ettik. Bunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçmiş dönemde siyasi kararlılığı da vardır ve doğrudur. Çünkü kooperatif kurmak, kurdurmak, kooperatifçilik suç değildir, hiç olmadı, aksine çok doğru yöntemdir.
"İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN DE BU SORUNU ÇÖZMESİNİN BOYNUMUZUN BORCU OLDUĞUNU SÖYLEDİK"
Ama o süreçlerde ne pandemi kaldı, ne ekonomik kriz kaldı ve hepiniz biliyorsunuz Türkiye'de inşaat maliyetleri birken ona katlandı. Birçok özel müteahhit de durdu, battı ya da yeni anlaşmalar yaptı. Kooperatiflerden toplanan 600 lirayla 3 milyon liraya, 4 milyon liraya, 5 milyon liraya çıkmış daireler bitirilemedi ve durmuştu. Bundan dolayı da İzmir'de bir tepki vardı. Ben milletvekili olduğum günden beri Esenyurt'un konut mağdurları 10 bin kişi bu meclistedir. Sorarsın niye hep bize geliyorsunuz? AK Partililere talimat verilmiş onları dinlemeyin. Esenyurt belediye başkanı zamanında, AK Parti belediye başkanı video çekiyorlar, sosyal medyaya düşüyor, o yüzden konut mağdurlarını dinlemez AK Partililer. İzmir'de dinleyecekleri tuttu, onlarla bir eylem yapacakları, onlara kamyon, otobüs tutacakları tuttu. Biz de gittik, hepsini gördük, dinledik, arkadaşlarımızın suç işlemediğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin de bu sorunu çözmesinin boynumuzun borcu olduğunu söyledik.
"AK PARTİ'NİN ÖNÜNE DÜŞTÜKLERİ, 'AMAN ŞURAYA GEL' DEDİKLERİ SALONDA ANAHTARI ALIP KALDIRIP GÜLÜMSÜYORLAR"
Sağ olsun Cemil Tugay, bürokrasi, çalıştılar... Bu hafta İzmir'e gittim. İzmir'de durum şu; 7 kooperatifin 6'sıyla karşılıklı imza atılmış, bir tek 7.'si AK Parti - MHP ret oyuna takılmış. O da gelecek meclis toplantısında çözülecek. Yedi kooperatifte ilerliyor ve ilk olarak 4. etap diye söyledikleri kooperatifte de daireler bitmiş bir kısmı, yıl sonuna kadar hatta ağustosa kadar 1300'ü tamamen bitecek. Bitenlerin işte 60 tane bir yerde 50 tane bir yerde anahtar teslimleri başlamış. Ben İzmir'den ayrıldığımda, 'bu sorunu çözeceğiz, biz AK Parti değiliz, düşeni düştüğü yerde bırakmayız. Bizim suçumuz yok, inşaat maliyetleri artmış demeyiz, üzerimize düşeni hallederiz' dedik. Titiz bir çalışmayla şimdi İzmir'de geçtiğimiz yıllarda protesto için AK Parti'nin önüne düştükleri, 'aman şuraya gel' dedikleri salonda anahtarı alıp kaldırıp gülümsüyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesini kutluyorum. 15 günde bir bilgi alıyorum, gelecek yılın sonuna kadar bu konut mağduriyetinin tamamı çözülecek. Atılan imzalar, varılan uzlaşılar doğrudur. Tabii hal böyle olunca dolandırıcılık suçu bir dolandıran ve bir dolandırılan bulacak. Şimdi dolandırılanlar evlerine kavuştuğuna göre, dolandıran diye birisi kalmadığına göre, arkadaşlar dışarı çıkacakken başka bir dosyadan bu üç arkadaşımızın ikisine yeni tutukluluk, biri evindeyken tekrar tutukluluk... O süreçlerin de tamamını dikkatle takip ediyoruz. Ancak şöyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız; İzmir'de mağduriyetlerin durdurulduğu, iyiye gidişin başladığı, umutlu gülümsemelerin olduğu, artık yüzlerin güldüğü bir süreçteyiz.
"İZMİR'DE YÜZLERİN GÜLMESİ ÖZGÜR ÖZEL'İN BAŞ SORUMLULUĞUDUR"
Bunun yanında kiralık sosyal konut, bunu dünya sosyal demokratlardan duyar, Türkiye'de bizden duydu. Bizden duyunca AK Parti 'biz de yapacağız' dedi. 'Projenin %5'i falan' dedi, biz '%25'inden aşağı olmaz' diye söyledik. Çeşme Belediyesinin bittiğinde 660 bağımsız ve tek katlı kiralık sosyal konutunun temelini Sayın Karayalçın'la birlikte attık. Karayalçın, Batıkent mucizesini yapan genç ekibinin şimdi Çeşme'de de büyük bir memnuniyetle Ak Saçlı Danışmanlar Heyeti olarak projeyi sahiplendiğini gördük. Çok mutlu olduk. Bunun yanında 3100 tane sosyal konut temeli Menemen için atıldı, bunları takip ettik. Yani şunu söyleyelim; dedik ya 'sancak gemisidir' hem partimizin hem cumhuriyetin, İzmir'de sancak gemisi tüm saldırılara rağmen, tüm silkelemelere rağmen, tüm kötü niyete rağmen büyük bir mücadeleyi vermektedir ve İzmir İzmir'e yakışır şekilde yönetilecektir, yönetilmektedir. İzmir'de yüzlerin gülmesi Özgür Özel'in baş sorumluluğudur.
"O PARANIN PEŞİNDELER"
Tabii bu işler böyle olunca, İzmir'de hizmet yoluna girince, tartışma bitince, memnuniyet yükselince hazımsızlık da yükselldi. Biliyorsunuz burada Sayın Grup Başkanvekillerimiz önemli bir mücadele verdiler kıymetli grubumuzla birlikte, Kasım 2025... geçtiğimiz Kasım'da. Neydi? Hatırlayalım bu işler nereden geldi. İstanbul'da tek maksat var; belediyeyi çalıştırmamak, gelirlerini durdurmak. İstanbul'da başta Galata Kulesi ve çok kötü durumda olan, yere batan sarnıcı, İBB tarafından çok iyi bir şekilde restore edilip inanılmaz bir yabancı ve yerli turist akımıyla önemli bir gelir getirdiğini görenler ve Galata Kulesi'ne bir hukuki süreçte orayı kaybettiğini görenler tuttular bir kanun maddesi getirdiler. Efendim, bir yapının geçmişinde, şu anda hayatta ayakta olmayan bir vakfın bir çivisi varsa, bu mülkiyet Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçer. Ve bunun üzerinden Yerebatan Sarnıcı'nı, AKP'nin deyimiyle söylüyorum; kendileri hakikaten böyle kaderine terk etmişti. Kokuyordu, pisti, korkunçtu. Şimdi içinde filmler çekiliyor, reklamlar çekiliyor, turistler giriyor bayılıyor çıkmıyor. AKP o tarafıyla ilgilenmiyor. Övünülecek kısmıyla "Para basıyorlar burada" diyor, "para basıyorlar." Galata Kulesi'nde para basılıyormuş, Yerebatan... Ya kardeşim, para basılmıyor. Türkiye'nin şanı şerefi itibarı yürüyor, bu hizmetin karşılığını da yabancı turist ödüyor, sana ne? O paranın peşindeler.
"AK PARTİ POLİS ELİYLE OPERASYON YAPIP, ŞAFAK VAKTİ MESLEK FABRİKASI'NI ELE GEÇİRİYOR"
Çok uğraştık, şimdi Anayasa Mahkemesi sürecinde. Tabii buradan istifade bu kanun çıkıveresiye; İzmir'de Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve Namazgah Hamamı'na da ve Gasilhane'ye de Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne tapularını geçirmek suretiyle çökmeye çalışıyorlar. Meslek Fabrikası'nın durumu daha da özel; bu kanuna da uygun değil. Bina yapıldığında vakıf ayakta değil. Yani bunun için mahkemeye gidiliyor, mahkeme şak yürütmeyi durdurmayı veriyor. Sonra geçen gün yürütmeyi durdurmayı kaldırıyor... O kadar çok üzerine gidilmiş ki mahkemenin, neler neler olmuş falan, hani o detay iktidarımıza kalsın, neler olduğu o gün anlatılsın. Ve paldır küldür polis eliyle operasyon yapıp, şafak vakti Meslek Fabrikası'nı ele geçiriyor AK Parti. Arkadaşlar, değerli misafirlerimiz, Meslek Fabrikası'nda ne var biliyor musunuz? Bu Meslek Fabrikası Atatürk tarafından Atatürk'ün imzasıyla İzmir Belediyesi'ne bırakılmış vaktiyle. Metruk kalmış yıllarca. Sayın Aziz Kocaoğlu bunu görmüş, demiş ki biz bunu alalım ve topluma kazandıralım. Demişler ki; "Tapusunda bir vakıf şerhi var." Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne yazmış, "tamamen bizim olması açısından ne istersiniz?" demiş. O zaman Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tutar belirlemiş, o tutar ödenmiş. İşte o zamanın parası 1 milyar bilmem kaç milyon falan. Tapu alınmış. Üstüne muhteşem bir restorasyon yapılmış ve o dönem başlatılıyor. Tunç Soyer aynen veya güçlendirerek devam ediyor, Cemil Tugay da yeni bölümler ekliyor. O gün bugündür 10 yılı aşkın zamandır "Meslek Fabrikası"nda -adı Meslek Fabrikası- 5800 kurs açılmış, 145 bin kursiyer meslek sahibi yapılmış arkadaşlar. Bu bina buna kullanılıyor. Dün polis girdiğinde de içeride kursiyerler var. Örneğin, içerideki kursiyerlerden yeni bitmiş, yenileri var, "Dijital Gençlik Merkezi" açılmış oraya. Şubat 2025'ten bugüne 14 ayda 385 genç yeni dijital becerileri geliştirildiği için istihdam edilmiş çeşitli şirketlerde. Buraya saldırıyorlar, burayı alıyorlar.
"BU GÜNLERİ UNUTMAMAYI HESABI SANDIKTA SORMAYI EMANET EDİYORUM"
Şimdi bu İzmir'de bir yerel seçim yaşadık. Yerel seçimde, "efendim yaşam biçimine müdahale etmeyeceğiz, İzmir'i üzmeyeceğiz, AK Parti'ye şans verin, İzmir'de CHP'den daha iyi yönetiriz, genel merkezin, şeyin genel yönetimin yetkileriyle falan..." Geziyor bunlar ortalıkta. Gittim İzmir'e, mitingler yaptım anlattım onlara. Bakın dedim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni AK Parti'ye verdi İstanbullu. Ne oldu İstanbul'da? Mesela size dünyanın dedim, en muhteşem manzarasını tarif ediyorum. İstanbul'da Büyükada'ya gidin. Dünyanın en güzel yeri, karşısında dünyanın en güzel şehri. Büyükada'da, Büyükada iskelesi var, alttan vapur kalkıyor üst tarafı koca iskele, koca iskelenin üstü. Dünyanın en iyi manzarası değil mi? Karşıda İstanbul var adadan bakıyorsun. Oraya, oraya ne yaparsın? Hani para getirsin desen lokantalara falan kiraya versen dünyanın en iyi lokantaları gelir, en yüksek kirasını öder o prestijli yere gelir değil mi? Düşün oradaki lokantalardan ne para kazanılır, adalardaki ne yoksul çocuklar büyütülür, ne ne burslar verilir, İstanbul'un Kartal'ın karşıdaki Kartal'ın bütün fakirlerine yeter. Veya veya veya sen düşün... Ne yapmış AK Parti orayı biliyor musunuz? 25 yıllığına bilabedel TÜGVA'ya vermiş. Adalar iskelesinin ikinci katı. 25 yıl bilabedel. TÜGVA orada ne yapıyor? Dedim ki İzmirlilere; AK Parti gelirse -ki hepsi TÜGVA'cı, TÜRGEV'ci, hepsi o vakıfların bir yerlerinde- hele şimdi bir tanesi var Cemil Tugay'la güya uğraşıyor. Adını anmaya değmez. Vasıfsız, niteliksiz, beceriksiz, işi gücü kavga o takip ediyor bu işi. Dedim, "ver oyu AK Parti'ye, versin Alsancak İskelesi'ni TÜRGEV'e. Versin Karşıyaka İskelesi'ni TÜGVA'ya 25 yıllığına, versin asansörü Okçuluk Vakfı'na. Bunları yapar" dedik. Zaten İzmirliler bunlara pas vermez, bunlar o günlere itiraz ediyordu, 'niyetimiz yok...' Lan niyetiniz yok ne? İstanbul'da Adalar iskelesini veren, İzmir'de Alsancak İskelesi'ni mi acıyacak? Şimdi, kanunu değiştirdiler, Meslek Fabrikasını alıyor... Demiyor '145 bin hemşerim burada meslek öğrenmiş' orayı çökmek için valiyle o tuhaf zihniyetteki adam, her gün polisin oradakine girin dışarı atın, belediye başkanlarını dışarı atın. İzmirliler orada bir mücadele veriyorlar. Meselenin kendisi şu; binayı yarın alırlar, direniriz alamazlar, mahkeme öyle der böyle der eninde sonunda bu işler değişir ama görülmesi gereken bir mevzu var. Bir tarafta o Meslek Fabrikası'nı alıp da milletin hizmetine sokanlar, bir tarafta milletin bu hizmetini durdurup, kendileri alıp orada at koşturmak isteyenler. Bir harami zihniyeti var. Bir çökme zihniyeti var. Bir cumhuriyetle değerleriyle ve milletin kendisiyle didişme zihniyeti var. Ben bütün İzmirlilere ve Türkiye'deki herkese bu harami zihniyetine, bu didişme zihniyetine karşı bu günleri unutmamayı hesabı sandıkta sormayı emanet ediyorum."
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.




