Kültür zirvesi İzmir'de toplandı...Tugay: İzmir çatışmadan çok işbirliği kenti olmuştur
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "İzmir Kültür Konuşuyor" başlıklı Kültür Politikaları Çalıştayı, Tarihi Havagazı Fabrikası'nda başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İzmir binlerce yıl farklı uygarlıkların, dinlerin bir arada olduğu kenttir. Çatışmadan çok işbirliğinin, alışverişin liman kenti olmuştur. İzmir'e bu da başka kentlerde olmayan kültürel katmanlar kazandırmıştır" dedi.

Çalıştayın açılışına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras, Eski Kültür Bakanı Suat Çağlayan, UCLG Kültür Komitesi Koordinatörü Dr. Jordi Pascual'ın yanı sıra çok sayıda yerli ve yabancı akademisyen ile uluslararası kuruluşların temsilcileri katılıyor. 2 gün sürecek çalıştayda UCLG (Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı) Kültür Komitesi, UNESCO ve ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) temsilcilerinin yanı sıra Atina ve Zagreb belediyelerinden uzmanların katılımıyla oturumlar düzenlenecek.
Çalıştayın birçok ülkeden ve kentten uzmanları bir araya getirdiğini söyleyen Cemil Tugay, "Aramızda seçkin konuklar var. Farklı kentlerden belediye başkanları, belediye başkan yardımcıları, uzmanlar kendi deneyimlerini paylaşmak için buradalar. Son yıllarda yerel yönetimler kültür politikalarında çok daha belirleyici rollere sahip olmuşlardır. İzmir bunda önemli merhale kat etmiş bir kenttir. Bu çalıştayın İzmir'de düzenlenmesi tesadüf değildir. İzmir kültür politikalarını tartışmak için özgün bir zemin sunmaktadır. Bu özgünlük İzmir tarihi değil sadece bu kentsel kimliği nasıl şekillendirdiğidir. İzmir binlerce yıl farklı uygarlıkların, dinlerin bir arada olduğu kenttir. Çatışmadan çok işbirliğinin, alışverişin liman kenti olmuştur. İzmir'e bu da başka kentlerde olmayan kültürel katmanlar kazandırmıştır. Farklı kültürel renkler yan yana değil, iç içe yaşamışlardır. Bugün de öyledir. Modernleşmenin çağdaşlığın ve laikliğin Anadolu'daki renksel karışımlarından birini oluşturdu. İzmir bugün de bu kimliğini yaşatıyor. Çağdaşlık, laiklik, çoğulculuk, özgür düşünce kentimizin sadece siyasi düşünceleri değil, kentlerin belleğidir. Sanatsal üretim burada daha cesur, sivil toplum bir arada daha ciddi, kamusal alan daha iyi nitelik taşımaktadır. Bu değerler İzmir'i İzmir yapan değerlerin kendisidir. Kütür kimliği bunları korumaktan ibaret değil, geleceğe taşımak da olmalıdır. Alacağımız tüm kararlar bu değerler kapsamında değerlendirilmelidir. Hangi mekanların kimler için açık tutulacağı gibi kararlardan söz ediyoruz. Bu çalıştayın adını koyarken İzmir Kültür Konuşuyor dedik. Bu basit bir slogan değil. Sadece uzmanların değil kentin tüm aktörlerinin söz hakkı olduğunu vurguluyoruz. Bir diğer hedef İzmir'in ulusal ve uluslararası ölçekte daha iyi bir kültür aktörü olarak hizmet yapmasıdır. İzmir geleceğini tartışmaya hazırdır" diye konuştu.
DEMOKRASİ KALKINMANIN VAZGEÇİLMEZ UNSURUDUR
Cemil Tugay, kültürü yöneticilerin ve toplumun nasıl gördüğüyle ilgili tartışma yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, "Kültür deyince genel olarak yaşama dair değerlerin, sosyal faaliyetlerin, sanatsal faaliyetlerin zinciri ve iletişim zinciri olarak düşünülüyor. Bugün yaşanan kültürün geçmişten bugüne değişerek, gelişerek geldiği bir nokta var. Dünyanın tamamında yerel yönetimle merkezi yönetim arasında çatışma var. En demokratik olduğunu düşündüğümüz yerlerde de var. Kendi ülkemizde çok daha sıkıntılı durum yaşıyoruz. Yerel yönetimler hangi boyutta, ne kadar güçlü yetki sahibi olmalı ve merkezi yönetimler hangi yetkilerle daha doğru konumlanır ve ilişki ast üst ilişkisi mi tanımlamak lazım. Kendi belediyemizde de bunu tartışıyoruz. Hiyerarşi ve bürokrasi. Hiyerarşi kime ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor? Bakmamız gereken hiyerarşi midir, takım çalışması mıdır? Biz bu kurumların bir parçası olmayı önemli görüyoruz. Kendimizi anlatmaya ihtiyacımız var. Buralarda ifade etmek gerektiğini düşünüyoruz. Çağın sihirli sözcüğü kalkınma. Herkesin talep ettiği bir şey. İnsanlar kaliteli yaşam istiyor. İnsanların refah talebi var. Kalkınma tüm bunları barındırıyor. Kalkınma demokrasiyi, sunulan kamu hizmetlerinin yerini, hepimizin doğayla uyumumuzu kapsıyor. Demokrasi kalkınmanın vazgeçilmez unsurudur. Kültürle kalkınma karşı karşıya olduğumuz yeni meselelere cevaplar vermeyi içeriyor. Kültürü kalkınmanın önemli bir unsuru olarak görmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bizim için kültür kentin ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma anlamına geliyor. Hem de şehirde yaşayanların yerel değerlerini geliştirerek insan onuruna yakışır şekilde yaşaması için desteklenmesi gereken alan olarak görüyoruz. Kültür haktır. Bununla birlikte bir kalkınmadır. Barışa, insanların haklarını adaletli şekilde aldıkları dünyaya ihtiyacımız vardır. Bu da kendi kendine gerçekleşmeyecek bir durumdur. Bu hırslı siyasetçilerin, otoriter kişiliklerin, sermaye sahiplerinin gerçekleştireceği bir durum değil. Çoğunluk olan insanlar, onları temsil eden kurumlar hiçbir otoritenin önünde haksızlığın önünde boyun eğmemelidir. İnsan onuruna yakışmaz. Tüm dünya için söylüyorum. Kendini otorite konumuna getiren, silahlı adamlar tutan, kötü emeller besleyen birileri, kendi iktidarı için, kendi yandaşları için her şeyi mahvediyorlar. Hiç bir şekilde insanların haklarını tehdit ediyorlar. Bunların içinde kültür hakkı da var. Kültürü hak olarak görmek ve o hakkımıza sahip çıkmamız gereklidir" şeklinde konuştu.
HANGİ SANATÇININ ÇIKACAĞINA KURUL KARAR VERMELİ
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Aras ise dünyada kurulan politikaların kentlerin ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi zarar da verdiğini söyleyerek, "O yüzden kentler kendi politikalarını oluşturmak zorundalar. Her kentin kendine yönelik dinamikleri var. Biz o yüzden yerel yönetimlerin güçlendirilmesini, kendi kararlarını almasını savunuyoruz. Yerel yönetimlerin kendi kararlarının önü açılmalı, finansman yeteneğinin artırılması gerektiğini söylüyoruz. Şehir planlamasından mimariye, sosyal politikalara kadar kentler kendi yollarını çizebilmeli, onlara bir şeyler dayatılmamalı. Eğer demokrat bir kentte yaşamak istiyorsak. Demokrasi kentlerde başlar ülke çapına dağılır. Muğla, Likya ve Karya uygarlığının merkezidir. Likya kentleri demokrasinin ilk konuşulduğu yerlerdir. Buralarda tarihi birikim, bellek var. Biz tüm politikaları bu belleğe, temele oturtarak oluşturmamız gerekiyor. Nasıl oluşturacak kültür politikalarını kentler? Merkezi hükümetin taşra birimleri var. Belediyelerin kültür birimleri, şirketleri var. Bunlar çalışıyor ama aralarında eşgüdüm olmuyor. Ortaya kakafoni çıkıyor. Bu kurumların bir araya gelmesi ve kültürle ilgili kararları ortaklaşa alması gerekiyor. Bu eşgüdümü sağlamak zorundayız. Bizler yerel yönetimler olarak liderlik yapabiliriz. Bizler halkın büyük çoğunluğunun desteğiyle seçilmiş, demokrasinin ilk basamaklarıyız. Biz bunu belediyeler eliyle bir araya getirip yönetebiliriz. Siyasi tartışmalardan uzak, bizler de uzak durarak yapabiliriz. Kültürün içine siyaset karıştırılmaz. Belediye başkanının zevkine, ufkuna göre, o 5 yıla göre kültürel faaliyetleri düzenliyoruz. Kültür müdürü 'Hangi sanatçıyı çıkaralım' diye soruyor. Peki halkın genel tercihi ne? Hip hop mu, jazz mı? Buna ben mi karar vereceğim? Bir kurul oluşturulmalı. O kentin yapısına göre karar verilmeli. 2 saatlik bir konser için 5 milyon TL para harcıyoruz. Belki bu para iyi bir kültür politikası oluşturmak için harcanabilir" diye konuştu.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.




