Erhan Gülenç Logo
Reklam

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Karabağlar’da 11’inci plan da yargıdan döndü: Danıştay’dan ‘kamu yararı’ vurgusu!

Haber Merkezi profil fotoğrafı
YazarHaber Merkezi

İzmir Karabağlar’daki 540 hektarlık riskli alanın 1. etabına ilişkin 11’inci imar planı da Danıştay kararıyla iptal edildi. Mahkeme sürecinde bilirkişi raporları, nüfus artışı ve donatı alanlarındaki azalmaların “plan bütünlüğünü ve kamu yararını zedelediği” tespitine dikkat çekti. Kararın ardından bölge sakinleri, kentsel dönüşümün mahkeme kararlarıyla uyumlu, sosyal donatı ve yeşil alanları önceleyen yeni bir planlama süreciyle yürütülmesi çağrısını yineledi.

Karabağlar’da 11’inci plan da yargıdan döndü: Danıştay’dan ‘kamu yararı’ vurgusu!

İzmir’in Karabağlar ilçesinde 2012 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “riskli alan” ilan edilerek kentsel dönüşüm kapsamına alınan Cennetçeşme ve Limontepe bölgesindeki 16 mahalleyi kapsayan 540 hektarlık alanla ilgili yeni bir gelişme daha yaşandı. Dönüşüm alanının içinde kalan ve 1. etap olarak adlandırılan Uzundere, Peker ve İhsan Alyanak Mahallelerini kısmen kapsayan 101.4 hektarlık alan için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan 11’inci imar planı da iptal edildi. Karabağlar Mahalleler Birliği içerisinde yer alan Uzundere Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği üyelerinden Uzundere Köylülerince yıllardır açılan davalardan sonuncusunda Danıştay Altıncı Dairesi, imar planlarına ilişkin açılan davada yerel mahkeme ile istinaf mahkemesinin verdiği iptal kararlarını onadı. Böylece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yargıdan döndü. Bakanlık tarafından 31 Ağustos 2022’de onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların ardından 24 Şubat 2023 tarihinde plan değişiklikleri yapılmıştı. Açılan dava sonucunda İzmir 4. İdare Mahkemesi planların iptaline karar verdi. Bakanlığın bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi. Dosyanın taşındığı Danıştay Altıncı Dairesi de temyiz istemini reddederek alt mahkemelerin kararlarını hukuka uygun buldu. Kararda, Bölge İdare Mahkemesi kararının “hukuka ve usule uygun” olduğu, bozmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı ifade edildi. Oy birliğiyle alınan kararın ardından iptal hükmü kesinleşmiş oldu.

BİLİRKİŞİ RAPORU: “PLAN BÜTÜNLÜĞÜ VE KAMU YARARI ZEDELENDİ”

Davaya sunulan bilirkişi raporu ise planların teknik açıdan bazı yönlerden mevzuata uygun olduğunu belirtmekle birlikte, özellikle nüfus yoğunluğu, donatı alanları ve dönüşüm hedefleri bakımından ciddi eksiklikler içerdiğine dikkat çekti. Raporda, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kararlarının kendi içinde çelişmediği, üst ölçekli çevre düzeni planlarına aykırılık taşımadığı ve planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olduğu belirtildi. Ayrıca ticaret-konut alanlarında belirlenen kullanım oranlarının ve eğitim alanlarında emsal artışının şehircilik ilkelerine aykırı olmadığı görüşü de yer aldı. Ancak bilirkişi heyeti, planların bütüncül dönüşüm yaklaşımından uzaklaştığını vurguladı. Raporda, 2017 ve 2020 planlarına göre bölgede öngörülen nüfusun 5 bin 412 kişi artırıldığına dikkat çekilerek bu artışın “riskli alan içerisinde sağlıklı yaşam çevresi oluşturma hedefi açısından uygun olmadığı” değerlendirmesi yapıldı. Heyet, riskli alanın tamamına ilişkin nüfus projeksiyonlarının ortaya konulmadığını, sosyal ve teknik donatı alanlarının tüm etapların ihtiyacını karşılayıp karşılamadığının belirsiz bırakıldığını kaydetti. Özellikle sağlık, sosyo-kültürel tesis, eğitim ve yeşil alan gibi kamusal donatıların etaplar bütününde yeterliliğinin hesaplanmadığı ifade edildi. Raporda, 2022 ve 2023 plan değişiklikleriyle ticaret alanı yoğunluğunun artırıldığına, buna karşın eğitim ve yeşil alan gibi temel donatı alanlarının azaltıldığına dikkat çekildi. Donatı alanlarında fiziksel büyüme yerine yalnızca yapılaşma yoğunluğunu artıran düzenlemelerin tercih edildiği vurgulandı. Bilirkişi heyeti ayrıca, planların dayandığı analitik ve bilimsel verilerin yetersiz olduğunu, nüfus hesaplarının eksik bırakıldığını ve yerleşilebilirlik analizlerinin sağlıklı biçimde yapılmadığını belirtti. Raporda, “Riskli Alan bütünü için dönüşüm alanı içerisinde sağlıklı yaşam çevresi oluşturma anlamındaki yeterliliğin ölçülmesi için gerekli olan nüfus hesaplarının yapılmamış olması önemli bir eksikliktir” ifadelerine yer verildi.

Raporda şu ifadeler yer aldı:

- Dava konusu işlemler 31.08.2022 tarihli planların askı süreci İçerisindeki itirazların değerlendirilmesine temellenmekte olup, anılan planlar 06.01.2020 tarihli planların Mahkeme kararları iptali sonrasında ortaya çıkan yasal zorunluluk nedeniyle hazırlanarak onaylanmış olduğu, dolayısıyla, 24.02.2023 tarihli dava konusu plan değişikliği işlemleri ile 06.01.2020 tarihli planların sorunlu plan kararlarına 31.08.2022 tarihli planların çözüm getirmediği hususlarda plan kararı üretilmesi beklenebileceği; çünkü tekrar edileceği üzere, dava konusu planların esasen 31.08.2022 tarihli planların askı süreci sonrasındaki itirazların değerlendirilmesi amacı ile hazırlanarak onaylanmış değişiklikler olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu iddiaların planlama sürecinin bütüncüllüğü üzerinden değerlendirilmesi gerektiği,

- Dava konusu planlar öncesinde yürürlükte olan 13.01.2017 ve 06.01.2020 tarihli planların Mahkeme tarafından iptal kararlarında yönlendirici herhangi bir gerekçe bulunmamasına karşın, dava konusu plan kararları ile planlama alanı içerisinde yaşayacak nüfusun 2017-2022 planlama döneminde toplam 5412 kişi artırılmış olmasının ve 24.02.2023 tarihli plan değişiklikleri ile söz konusu hususun dikkate alınmamış olmasının Riskli Alan içerisinde sağlıklı yaşam çevresi oluşumu hedefi açısından uygun olmadığı,

 Mahkeme iptal kararları sonrasında hazırlanan 31.08.2022 tarihli plan kararlarında donatı alanları büyüklüklerindeki azalmaların donatı alanları arasında örneğin sağlık tesis alanları ya da sosyo-kültürel tesis alanlarında artış sağlayabilmek ve Yönetmelik standartlarını sağlayabilmek amaçlı olduğu öne sürülebilecek ise de, donatı alanlarının salt 1. Etap alanı nüfusunun gereksinimlerine yönelik önerilmiş olup olmadığı hususunun belirsiz olduğu; nitekim, dava konusu planlarla eşzamanlı onaylanmış olan 2., 3., 4. ve 5. Etap alanlara yönelik meri plan ve öneri plan nüfuslarının ilgili plan raporlarında belirlenmemiş olduğu; Riskli Alan bütününde toplam nüfusun gereksinimlerinin karşılanıp etaplar bütününde dengelenip dengelenmediği konusu muğlak bırakıldığı durumda ise, Riskli Alan bütünü gereksinimleri temelinde salt 1. Etap sınırları içerisindeki donatı alanlarının (mevzuat açısından zorunluluk içermemekle beraber) Yönetmelik standartlarını karşılamasının tek başına yeterli kabul edilemeyecek olması; 24.02.2023 tarihli plan değişiklikleri de donatı alanlarında sadece yapılaşma koşullarının E:1.20 değerinden E:1.50 oranına çıkartılması gibi bir plan kararı ile sınırlı olup, yapılaşma yoğunluğunun artırımından ziyade donatı alanlarının alansal büyüklüklerinin artırılması gibi bir stratejinin benimsenmemiş olduğu,

- Dava konusu planlama çalışmaları ile ilgili bağlayıcı ve yönlendirici analitik verilere, senteze ve stratejik kararlara yer verilmesine karşın nüfus hesaplarından bağımsız salt yerleşilebilirlik analizlerine temellenen yerseçim kararları oluşturulmasının planlama teknikleri ile ilke ve esaslarına aykırı olduğu, Riskli Alan bütünü için dönüşüm alanı içerisinde sağlıklı bir yaşam çevresi oluşturma anlamındaki yeterliliğin ölçülmesi için gerekli olan nüfus hesaplarının Riskli Alan bütününde yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu, dava konusu planlama alanı içerisindeki donatı hesaplarının eksik öngörülere temellenmekte olduğu ve dava konusu 2022 tarihli plan kararları ile 2020 tarihli plan kararlarına göre nüfus büyüklüğünü ve ticaret alanları yoğunluğunu artırıcı ve eğitim ve yeşil alan gibi temel donatı alanlarını azaltıcı plan kararları alınmış olmasının ve 2023 tarihli plan değişikliklerinde söz konusu hususun dikkate alınmamış olmasının dönüşüm amaç ve hedeflerine aykın olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu plan kararlarının dayalı olduğu analitik/bilimsel verilerin yeterli olmaması itibariyle 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve Değişiklikleri ile öngörülen plan kararları bütününün Riskli Alan dönüşüm amaç ve hedeflerine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, planlama tekniklerine, imar mevzuatına ve kamu yararına uygun olmadığı, tespit ve değerlendirmelerine bağlı olarak, Riskli Alan'ın 101.40 ha.lık kısmına (1.Etap) ilişkin olarak hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği'nin belirtilen açılardan şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan bütünlüğüne, İmar mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu kanaatine varmıştır.

UZUNDERELİLERDEN AÇIKLAMA

Kararın ardından davacılar Ali Kulaç, Kulaç Gür, Murat Varol, Mustafa Varol ve Zeynep Gür de yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Danıştay kararının haklılıklarını bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Danıştay tarafından haklılığımız bir kere daha tescil edilmiştir.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nı mevzuatımıza uygun plan yapmaya davet ediyoruz.

Mahkemelerce bugüne kadar verilen kararlar ortadadır.

Bakanlık bu bölgeyle ilgili mahkemelerin verdiği kararlara uymamakta, bilirkişi raporlarını dikkate almamaktadır.

Dolayısıyla mahkeme kararlarına uymayan Mükerrer Planları sürekli askıya çıkaran bürokratlar ve plancılar kentsel dönüşümü engellemektedir.

Adaletli,mevzuata,mahkeme kararlarına uygun bir planlama ve devamında güvenli bir süreç işletilmeli.

Sermayeyi gözeten kollayan bu planlamadan vazgeçilmelidir.

101 hektar sadece açgözlü sermayenin ve bugüne kadar ona hizmet eden bürokrasinin değildir.

 ARTIK YETER !!!

Mahkemelerce verilen kararlar artık bu çerçevede göz önüne alınmalıdır. İptal edilen parselasyon planında ve imar planında iptal gerekçeleri dikkatli bir şekilde incelenmeli ve daha fazla mağduriyet yaratılmamalıdır. Kentsel dönüşüm, boş alanların imara açılması olmamalıdır. Depreme güvensiz binalar yenilenerek yeşil alanı, okulu, yolları,tüm sosyal- teknik altyapı alanlarıyla yaşanabilir çevreler ve şehirler oluşturulmalıdır.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE EN GENİŞ ALAN

Karabağlar’daki Cennetçeşme, Salih Omurtak, Bahriye Üçok, Limontepe, Ali Fuat Erden, Umut, Gazi, Özgür, Yüzbaşı Şerafettin, Devrim mahallelerinin tamamı ile Yurtoğlu, Abdi İpekçi, İhsan Alyanak, Uzundere ve Peker mahallelerinin bir bölümünü içine alan 540 hektarlık alan, 31 Aralık 2012’de 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilmişti. Ancak bölgeye ilişkin hazırlanan birçok plan, Karabağlar Mahalleler Birliği ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin açtığı davalar sonucu mahkemelerce iptal edilmişti.

YENİTEPE KONUTLARI DA PLANDA

Planlama sahasında, İller Bankası ve Nuhoğlu tarafından inşa edilip satılan, 10 bloktan oluşan 552 daireli ve 73 ticari birimli Yenitepe Konutları da bulunuyor.(Egedesonsöz)

Kategoriler:
Etiketler:

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.