İzmir gönüllüsü isimden flaş çağrı: Kutuplaşmayı bırakıp kent için önümüze bakalım
İzmir’de ESİAD, BASİFED, TÜRKONFED gibi önemli kuruluşlarda başkanlık ve yöneticilik yapan ve sivil toplum ile İzmir gönüllüsü kimliği ile öne çıkan bir isim Sıtkı Şükürer’den flaş bir çağrı geldi. “Siyasi saflaşmaların ve husumet ortamının ne iktidara ne de muhalefete getireceği bir kazanç vardır” diyen Şükürer, kutuplaşmanın bitirilerek kentsel uzlaşı sağlanması gerektiğini vurguladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişine yönelik eleştirilerin ‘kan davasına’ dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Şükürer, AK Partili Eyyüp Kadir İnan için de gerginliği azaltılması için önü rol oynaması çağrısında bulundu.

İzmir’de son dönemde siyaset ve iş dünyasında önemli değişimler yaşanırken İzmir gönüllüsü kimliği ile tanınan Sıtkı Şükürer, kritik bir davette bulundu. Şükürer, “Bugün yapılması gereken tek şey; geçmişin muhasebesini hukuka ve sandık gününe bırakıp, ‘Her şey İzmir için’ diyerek önümüze bakmaktır. İzmir’in geleceği, siyasi intikam hikayelerinden çok daha değerlidir” dedi.
“TUGAY’A ELEŞTİRİLER ‘KAN DAVASINA’ DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ”
İzmir, tarih boyunca demokrasinin, hoşgörünün ve farklı fikirlerin bir arada barış içinde yaşayabildiği kültürün simgesi olduğuna işaret eden Şükürer, “Ancak son dönemde kent siyasetinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, şehri alışık olmadığı sert bir kutuplaşma ikliminin ve yüksek bir siyasi tansiyonun içine çekmiş durumda. Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın parti değiştirerek AK Parti’ye geçişi, şüphesiz her seviyede yoğun şekilde eleştirilmiş ve kentte ciddi bir aksiseda bulmuştur. Demokratik bir toplumda bu tür siyasi tercihlerin eleştirilmesi ve tartışılması son derece doğaldır. Ancak bu eleştirileri birer siyasi hesaplaşmaya, adeta bir "kan davasına" dönüştürmek ne İzmir’e ne de bu kentte siyaset yapan aktörlere fayda sağlamaktadır” dedi.
“BU DURUM DÜNYANIN SONU DEĞİLDİR”
Unutmamak gerekir ki, yaşanan bu durum bir dünyanın sonu değildir. Nihayetinde seçilmiş bir belediye başkanının iktidar partisine yönelik bir tercihi söz konusudur” diyen Şükürer, bu noktada, tercihin muhatabı olan AK Parti’nin de aşırı bir savunma psikolojisiyle gerilimi tırmandırıcı söylemlere girmekten kaçınması, kentin huzuru açısından büyük önem taşımadığını vurguladı. Önümüzde seçimsiz geçecek yaklaşık 2,5 yıllık altın bir hizmet dönem olduğuna işaret eden Şükürer, “İzmir’in bu süreyi siyasi kavgalarla heba etmeye lüksü yoktur. Birinci önceliğimiz, iktidarın imkânlarının bu süre zarfında kente ne ölçüde yansıyacağı olmalıdır. Eğer bu geçiş İzmir’e yatırım ve kazanç olarak dönerse, bundan tüm şehir karlı çıkacaktır” dedi.
“TUNÇ SOYER’İN DURUMU MİHENK TAŞIDIR”
İzmir’in acilen bir yumuşama havasına, ortak bir eylem ve söylem birliğine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Şükürer, şunları ifade etti:
“Bu yumuşamanın ve toplumsal vicdanın en kritik mihenk taşı ise kuşkusuz, kamuoyunda "Kooperatif Davası" olarak bilinen süreç ve eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in durumudur.
İzmir halkının yüzde 58 gibi yüksek bir oy oranıyla teveccühünü kazanmış, kente beş yıl boyunca başkanlık yapmış bir siyasetçinin yaklaşık 16 aydır tutuklu yargılanıyor olması, kent vicdanında derin bir yara açmıştır. Kamuoyundaki genel algı ve hukuki değerlendirmeler, davanın geldiği aşama itibarıyla artık bu uzun tutukluluk halinin bir haksızlığa dönüştüğü yönündedir. Şu an itibarıyla İzmir’de geçmiş döneme ait olup da cezaevinde bulunan başka bir büyükşehir belediye başkanı bulunmamaktadır; Tunç Soyer bu anlamda neredeyse tek örnektir. Yargının bağımsızlığı ve nihai karar verici olduğu gerçeği saklı kalmak kaydıyla; bu davada süratle adil, şeffaf kararların üretilmesi ve en azından denetimli serbestlik gibi formüllerle bu uzun tutukluluğun sonlandırılması, İzmir’in üzerindeki kara bulutları dağıtacak en büyük yumuşatıcı işlev olacaktır.”
“AK PARTİLİ İNAN GERGİNLİĞİ AZALTICI MİSYON EDİNMELİ”
Bu noktada görev, sadece muhalefetin kamuoyu oluşturucularına değil, iktidar partisinin İzmir temsilcilerine de düştüğünü ifade eden Şükürer, şunları söyledi:
“Özellikle AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan gibi Ankara’da güçlü ağırlığı olan, kent siyasetine yön veren dinamik figürlerin bu gerginliğin azaltılmasında öncü bir misyon edinmesi akut bir ihtiyaçtır. İktidar ve muhalefet milletvekillerinin bir ağızdan, adaletin tecellisini ve toplumsal barışı önceleyen yapıcı bir eylem ve söylem birliğine girmesi, İzmir’i bu girdaptan çıkaracaktır.
Sonuç olarak; siyasi saflaşmaların ve husumet ortamının ne iktidara ne de muhalefete getireceği bir kazanç vardır. Bugün yapılması gereken tek şey; geçmişin muhasebesini hukuka ve sandık gününe bırakıp, "Her şey İzmir için" diyerek önümüze bakmaktır. İzmir’in geleceği, siyasi intikam hikayelerinden çok daha değerlidir.”
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.




