Erhan Gülenç Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Başkan Tugay’dan Kılıçdaroğlu için ağır sözler: Utanmadan o koltukta nasıl oturacaksınız? Damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar…

Ercan Çelebi profil fotoğrafı
YazarErcan Çelebi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İl Başkanlığı önünde mutlak butlan kararına tepki için düzenlenen mini mitingte isyan etti ve Kılıçdaroğlu’na ağır sözlerle yüklendi. Tugay, “Utanmadan o koltukta nasıl oturacaksınız?” derken “Siyaseti kendi çıkarı için yapan, altındaki koltuk gitti diye, sahip olduğu imtiyaz gitti diye onun derdine düşen, dilinde demokrat, sözünde siyaset ama damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar. Bunlar da iş tuttular, iş tuttular” ifadesini kullandı.

Başkan Tugay’dan Kılıçdaroğlu için ağır sözler: Utanmadan o koltukta nasıl oturacaksınız? Damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar…

CHP İl Binası önündeki mini minitgte konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, butlan kararının alınmasına sebep olanlara tepki göstererek, "Hakkımı helal etmiyorum" dedi. Tugay "O emeği biz harcadık. Size inandık. Zannettik ki siz gerçekten söylediğiniz gibi insanlarsınız. Bizi aldatmışsınız. Bize yalan söylemişsiniz. O haksızlığı bize yaptınız ya. Nefes, son nefesimi verdiğim ana kadar sizlere bir gram hakkımı helal etmiyorum. Helal etmiyorum size.  Size ve işbirlikçilerinize hakkımı helal etmiyorum. Bu milletin de hakkını helal edeceğini düşünmüyorum. Utançla yapıyorsunuz bunu. Hepimizi, küçülterek yapıyorsunuz bunu. İşbirliği yaptığınız insanların kötülüklerini normalleştirerek yapıyorsunuz bunu" diye konuştu.

 

Yoldaş bildiği insanlardan ihanet gördüklerini ifade eden Tugay, "Hepimizin en çok kahrolduğu şeylerden birisi şudur. Siyaseti kendi çıkarı için yapan, altındaki koltuk gitti diye, sahip olduğu imtiyaz gitti diye onun derdine düşen, dilinde demokrat, sözünde siyaset ama damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar. Bunlar da iş tuttular, iş tuttular.  Biz, biz o insanların, o insanların sözüne inanmıştık. Onların uyuduğu saatlerde biz geceleri geç saatlere kadar, onların uyanmadığı sabahlarda sabahın köründe  inanarak onlara, halka gitmiştik ve onlar için oy istemiştik, oy. Onları biz yoldaş sanmıştık. Onları biz gerçek sanmıştık. Koca birer yalanmışsınız. Koca birer utançmışsınız. Bu milletin, bu milletin yüreğinde öylesine acı bir yara yarattınız ki. Çünkü milyonlarca insan gittiler size o sandıklarda oy verdiler. Bunlarla iş birliği yapın diye mi verdiler o oyu size? Bu partiyi bu hale düşürün diye mi oy verdiler size?   Hangi vicdanla kabul ediyorsunuz bunu? Hangi yüzle gideceksiniz ve o koltuklar kendi hakkınızmış gibi oturacaksınız? Bunu içinize nasıl sindireceksiniz? Ben bu milletin evlatlarından biriyim. Ben o demin tarif ettiğim doğru olan insanların tarafında olan insanlardan biriyim. Sadece bir ferdiyim, inananların görev verdiği evlatlarından biriyim. Ben başka hiçbir şey değilim. Bu milletin sizi nasıl kınadığını hangi elinizle, hangi tıkaçla o kulaklarınızı tıkayacaksınız da duymayacaksınız? Bunu hakikaten nasıl duymayacaksınız? Utanmadan o binadan içeri nasıl gireceksiniz? Utanmadan ben burada yöneticiyim nasıl diyeceksiniz? Siz kime hizmet ediyorsunuz? Kiminle iş birliği yapıyorsunuz. Tarihin  en büyük ihanetlerinden birini yaşıyor bu millet. Değerli yurttaşlarım. Tarihin en büyük ihanetlerinden, hıyanetlerinden birini yaşıyor bu millet. Ve kılıktan kılığa girmiş, biz de kendini inandırmış o insanlar yaşatıyorlar bize bunu" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayında usulsüzlük oldu diye 2 senedir konuşulduğunu, ancak tüm resmi makamların bu kurultayı onayladığını söyleyen Cemil Tugay, "Şöyle usulsüzlük oldu, böyle kötü bir şey oldu falan diye iki senedir bir terane gidiyor. Kurultay oldu. Üzerinden bir yıl hatta on dört, on beş ay geçti. O güne kadar o kurultayın sonucunu bütün resmi makamlar onayladılar. İlçe seçim kurulları, il seçim kurulları, yüksek seçim kurulu hepsi onayladı. O günlerde gıkını çıkarmadı kimse. Sonra birdenbire birileri çıktı. Bir, bir buçuk yıl sonra. Yok bu kurultayda şöyle bir huysuzluk var, yok bilmem ne var diye konuşmaya başladı. Biliyoruz onları, biliyoruz. Dedik ki kardeşim, bir yerde bir yanlış vardıysa siz de onu gördüyseniz. Bakın kurultayın olduğunun ertesi günü, bir hafta sonrası, on beş gün sonrası, bir ay sonrası deseydiniz. Zaten herkes her türlü incelemeyi yapardı ve gerçekten bir şey varsa hemen de ortaya çıkardı. Bir şaibe yarattınız, bir hikaye yarattınız. Olmayan bir şeyi işte sahip olduğunuz o medyayla, sosyal medyayla filan sürekli işleyerek insanlara gerçekmiş gibi anlatmaya başladınız. Dedik ki yuh yani bu kadar olmaz, bu kadar olmaz dedik. Bu millete bu kadar akılsız muamelesi yapılmaz. Bu milletin aklıyla alay edilmez dedik. Bu kadarını yapacaklarını inanın düşünemedim. İnanamadık yani bunun olabileceğine. Arkadaşlarım soruyordu zaman zaman bana "Ya bu buttan muttan çıkar mı?" diye. Çıkmaz diyordum ya, mümkün değil. Yani yeryüzü tarihinde, bırakın Türkiye'yi, yeryüzü tarihinde böyle bir olayın örneğini bulamazsınız. Dünyada bulamazsınız. Hatta iddia ediyorum, en faşist rejimlere gidin, onlarda bile böyle bir saçmalık bulamazsınız. Demokrasi varmış gibi, adalet varmış gibi. Sanki onlarla böyle maskelemeye çalışıyor, süslemeye çalışıyorlarmış gibi. Bu millete dönüp de diyorlar ki bak ben sana yalan söylüyorum, ben sana bir hikaye uyduruyorum. Sen de safsın. Sen, ben seni kolayca kandırabiliyorum. O nedenle diyorlar. Nasılsa ben seni inandırırım. Bak bu kararı da alıyor" dedi.

Tugay şöyle devam etti: "Bunu hak etmiyor bu millet. Bunu hak etmiyor bu ülkenin evlatları. Bunu hak etmiyor bu ülkenin iyi yürekli insanları. Sizler Cumhuriyet Halk Partisi'nin gidip genel merkez binasını elinden zorla alabilirsiniz. Gelip bu il binalarını çökebilirsiniz. Ama bizim gücümüz bu binalardan gelmiyor ki. Bizim gücümüz içimizdeki inançtan geliyor. Haklılığımızdan geliyor. Oralarda söyledim ben. Kaleler var, kaleler. Kale var, kale. Bu ülkenin iyi insanlarının vicdanlarına kurulmuş o kaleleri. Onları nasıl ele geçireceksiniz? Onu nasıl yapacaksınız? Onu anlatın bana. Gelin öyle bir yol bulalım ki bugün burada olan olmayan, evinden bizi izleyen izlemeyen, buradan haberdar olmayan ama yarın anlatacak insanlar aracılığıyla haber alacaklar. Herkes, herkes sorsun birbirine. Biz hangi taraftayız diye. Bu memleketin iyi insanlarının tarafında mıyız, doğru insanların tarafında mıyız, kötü ve yanlış insanların tarafında mıyız diye. Herkes sorsun bu soruyu kendine. Ve sonra, sonra eğer biz, biz gerçekten benim gördüğüm gibi o kocaman, bu ülkenin yüzde doksanı olan o koca toplumsak, her rengiyle, her inancıyla, her bakışıyla nerede nasıl emek harcıyorsa, hangi yaşta olursa olsun, hepimiz aynı taraftaysak eğer, yapmamız gereken tek bir şey var. Bütün bunların karşısında tek vücut olmak. Bu ülkenin muhalefeti artık ayrışma değil, birleşme zorundadır. Bu ülkede kötü emelleri olan, elini kolunu her şeyini ülke dışına sokmuş olan o elleri kolları hep beraber kıralım diyenler, son ömrünü de sağ ömrünü de havaya kaldırsın. Bir araya gelsin ve bu kötü düzeni bitirsin. Biz buradayız. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar götürmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin evlatları yapacak bunu. Bu ülke kendi evlatlarıyla, kendi insanlarıyla iyileşecek. Buna inanın lütfen. Kalbini verin ikinci ömrünüzü de. Ve hep beraber yemin edelim. Yeneceğiz sizi kötülük, yeneceğiz sizi ihanet, yeneceğiz sizi alçaklık. Göreceksiniz bunu" 

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.